Sürdürülebilir Diyet
08
Nis

Sürdürülebilir Beslenme

Sürdürülebilir beslenme, günümüzde ve gelecek nesiller için gıda ve beslenme güvencesine katkısı olan, düşük çevresel etkili beslenme şeklidir. Ayrıca biyoçeşitliliği ve ekosistemi koruyucu ve çevreye saygılı, kültürel olarak kabul edilebilen, ulaşılabilir, ekonomik, satın alınabilir, beslenme açısından yeterli, güvenli ve sağlıklı, mümkün olduğunca doğal ve insan kaynaklıdır.

Tüketim ve üretimin orantısızlığı insan sağlığını ve çevresel sürdürülebilirliği etkilemektedir. Buna ek olarak iklim değişikliği, çevresel bozulmalar, biyoçeşitliliğin azalması ve kirlilik gibi mevcut beslenme sistemiyle alakalı sorunlar sürdürülebilir bir beslenme sisteminin önemini arttırmaktadır.

Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeye geçişin amacı hem insana hem de ekosisteme fayda sağlamasıdır. Mevcut diyetlerden sağlıklı ve sürdürülebilir diyetlere doğru geçiş yapılması ile yetişkinlerde ölüm oranın  % 19-24’ünü azaltabileceği yani yılda yaklaşık 11 milyon yetişkinin ölümünü önleyebileceği belirtilmektedir.

Sürdürülebilir Beslenme Nasıl Sağlanabilir?

2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağı tahmin edilmektedir. Artan dünya nüfusuna yeterli gıda sağlayabilmek için küresel besin üretiminde yılda %1-2 oranında artışa ihtiyaç olduğu hesaplanmaktadır.  Sürdürülebilir beslenme stratejisi sağlıklı diyetlere doğru küresel bir geçiş, gelişmiş gıda üretimi uygulamaları, azalan gıda kaybı ve israfından oluşmaktadır.

Yapılan birçok araştırmada hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdaların, doymuş yağlar yerine doymamış yağların ağırlıklı olduğu ve sınırlı miktarda rafine tahılların ve eklenti şekerin yer aldığı bir diyetin hem sağlığa hem de çevreye daha faydalı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yüzden meyve ve sebzeler, kabuklu yemişler, yağlı tohumlar ve tam tahıllar dahil olmak üzere bitkisel gıdaların daha fazla tüketilmesi, hayvansal gıdaların büyük ölçüde sınırlandırılması gerekmektedir.

Bu besinlerin tüketim kısmına ek olarak üretim kısmı da dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesidir. Enerji ve besin gereksinimlerini karşılamak için sadece daha fazla yiyecek üretilmesi gerçek bir çözüm değildir. Bu konuda besinlerin kalitesini arttırmaya ve beslenme alışkanlıklarını iyileştirmeye yönelik çalışmalar daha faydalıdır. Bu yüzden üretim insan sağlığını ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen gıda çeşitliliğini de sağlayabilecek düzeyde olmalıdır.

Mevcut küresel gıda sisteminde sürdürülebilirlik için yeni bir tarımsal sistem oluşturulmalıdır. Tarım politikaları biyolojik çeşitliliği artıran çeşitli besleyici gıdalara doğru yeniden yönlendirmelidir. Özellikle hayvancılıkta özel politikalar belirlenmelidir. Balıkçılıkta da ekosistemlerin olumsuz yönde etkilenmemesi ve balık stoklarının dikkatli bir şekilde kullanılması sağlanmalıdır.

Mevcut ekim alanlarındaki verim farklarının en az % 75 oranında azaltılması, gübre ve su kullanımında radikal gelişmeler, fosforun geri dönüşümü, küresel azot ve fosfor kullanımının yeniden dağıtılması, ekin ve yem yönetimindeki değişiklikler de dahil olmak üzere iklimi daha az etkileyecek seçeneklerin uygulanmaya başlaması gerekmektedir. Ayrıca bozulan tarım arazilerinin restore edilmesi ve yeniden ağaçlandırılması gibi yönetim politikaları ile biyoçeşitlilik korunmalıdır.

Üretim tarafındaki gıda kayıplarını ve tüketim tarafındaki gıda atıklarını önemli ölçüde azaltmak, küresel gıda sistemi için çok önemlidir. Besin kayıpları çiftliklerde, işleme sırasında, dağıtımda, depolamada, mağazalarda, besin servisi işlemlerinde ve evde görülebilmektedir. Dünyada besin kayıplarının %40’ından fazlası perakende ve tüketici düzeylerinde meydana gelmektedir. Besin kaybı kabul edilmeyen kısım ise insanların kontrolü dışında gerçekleşen besini zararlıların istila etmesi, küflenmesi veya diğer bozulma faktörleridir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün bir raporunda dünyada insanların tüketimi için üretilen besinin yaklaşık üçte birinin kaybolduğu veya israf edildiği tahmin edilmiştir. Bu da yaklaşık olarak 1,3 milyar ton besine denk gelmektedir. Hem gıda tedarik zinciri boyunca uygulanan teknolojik çözümler hem de kamu politikalarının uygulanması küresel gıda kaybını ve israfını azaltabilir. Projeler arasında hasat sonrası altyapının iyileştirilmesi, gıda nakliyesi, işleme ve paketleme, tedarik zinciri boyunca işbirliğinin artırılması, üreticilerin ve tüketicilerin bu konularda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak mevcut besin sistemleri tüm dünyayı besleyememekte, yenilenmeyen kaynakları kullanmakta ve kimyasallar içermekte olduğu için insanların ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. 2050 yılında daha fazla karşılanamayacağı tahmin edildiği için sürdürülebilir beslenme stratejileri hakkında hem üreticilerin hem de tüketicilerin bilinçlenmesi gerekmektedir.