Emzirmeyi Etkileyen 5 Faktör
15
Mar

Emzirme Döneminde Dikkat Edilmesi Gereken 5 Nokta

Emzirme döneminde bazı noktalara dikkat edilerek bu süreci en verimli şekilde geçirmek çok önemlidir. Dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralayabiliriz

Öz-Yeterlilik

Annelerin ilk 6 ay boyunca emzirmemelerinin ilk iki nedeni sütün yetersiz olarak algılamaları ve bunun sonucunda bebeğin doymadığını düşünmeleridir. Bu durum annenin emzirme ile ilgili hissettiği öz-yeterlilik ile ilişkilidir. Öz-yeterlilik kavramı bir davranış veya görevi gerçekleştirme konusunda birey tarafından algılanan güçtür.

Emzirme öz-yeterliliği algısı ise annenin emzirme konusunda hissettiği yeterliliktir. Emzirme ile ilgili annenin algıladığı öz-yeterlilik daha önce yaşanan farklı durumlardaki zorluklar ile ilişkili olabilmektedir. Annenin sütünün yetersiz olduğunu düşünmesi onun emzirme becerisi ve emzirme sırasında ortaya çıkabilecek zorluklar ile baş etmesini etkileyecektir.

Annenin emzirme öz-yeterliliği;

  • Önceki deneyimleri
  • Başkalarından gördüğü örnekler
  • Çevresinin desteği
  • Psikolojik durumu olarak dört ana bilgi kaynağından etkilenmektedir.

Öncelikle annenin olumlu örnekler görmesi öz-yeterlilik algısını olumlu yönde etkileyecektir. Bu konuda rol model çok önemlidir. Kadın çevresinde gördüğü emziren annelerin yanı sıra, televizyonda gördüğü veya dergide okuduğu bir örneği de rol model olarak alabilmektedir. Eğer anne çevresinde emzirmede başarılı olan anneleri görürse emzirme konusunda başarılı olma olasılığını daha yükseltir

Buna ek olarak emzirmeye geç başlanması, annelerde kendi sütünün yeterliliği ile ilgili endişelere yol açtığı için emzirmenin daha fazla gecikmesine neden olmaktadır. Emzirmenin gecikmesi doğum sayısı, doğum şekli, bebeğin doğum kilosu, maternal obezite, insüline bağımlı diyabet, korttaki yüksek glikoz, anne ve bebeğin stresi, vajinal doğumda uzamalar gibi faktörlerden etkilenebilmektedir.

Stres ve Depresyon 

Stres ve süt üretimi arasındaki ilişki iki hipotezle açıklanabilir.

Birincisi, annedeki stresin oksitosin hormonuna müdahale ederek süt salgılama refleksinde bozulmaya yol açabilir. Eğer süt salgılama refleksi sık sık bozulursa, memeden çıkan sütün miktarı azalır ve yeterli süt sentezi olmaz.

İkincisi ise stresin oksitosin hormonuna müdahalesi vajinal doğumun ikinci fazında uzamaya neden olarak bebekte stres oluşturabilir. Bunun sonucunda bebekte uyku hali, halsizlik oluşması emme isteğinde azalmaya neden olmaktadır.

Oksitosin annelik içgüdüsünü sağlayarak anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirmektedir. Doğumdan hemen sonra ten teması kurularak bebek annenin göğsüne verildiğinde bebekte ‘emzirme öncesi’ davranışı gelişir. Bu davranış oksitosinin vücuttaki dağılımını arttırarak emzirmeyi güçlendirir. Vajinal doğum sırasında yaşanan yorgunluk sonucu bu davranış negatif etkilenerek ilk süt üretiminde gecikmeye veya yetersiz süt üretimine neden olabilir. Doğum sürecinde yaşanan olaylar, ek gıda başlamasına neden olabilir ya da emzirmeyi bırakmayla sonuçlanabilir.

Lohusalık depresyonu (Postpartum Depresyonu) ile birlikte yaşanılan yoğun stres annede anne sütünün besleyiciliği ve yeterliliğine ilişkin olumsuz düşünceler gelişmesine neden olmakta ve emzirme süresini olumsuz etkilemektedir.

Gestasyonel Diyabet

Gestasyonel diyabetin süt üretiminin başlamasını ve daha sonra artışını olumsuz etkilemesine ek olarak bebekte hipoglisemi riskine neden olmasından dolayı emzirmede gecikmeler yaşanabilir. Bundan dolayı ilk emzirmeyi sağlamada sorun çıkması ve yetersiz süt salgısı veya algısı nedeniyle mama ile beslenmeye neden olabilir.

Beslenme

Annenin sağlıklı, dengeli ve çeşitli beslenmesi bu dönemde çok önemlidir. Birçok besin ögesi örneğin;  D vitamini, A vitamini ve suda çözünen vitaminler, iyot ve yağ asitleri içeriği annenin beslenmesinden etkilenmektedir. Annenin beslenme bozukluğunun olması veya alışılmadık ölçüde kısıtlayıcı bir beslenme programı uygulamasının anne sütü üretimini ve/veya bileşimini önemli bir derecede etkiler. Beslenmesi kötü olan annelerin sütü, iyi beslenen annelerin sütüyle yaklaşık aynı miktarda protein, yağ ve karbonhidrat içerir fakat üretilen miktarı daha azdır. Bu yüzden annenin günlük ihtiyacı olan enerji, makro ve mikro besin ögelerini almaya dikkat edilmelidir.

Sonuç olarak emzirme; anne ile bebeğin yakın ilişkisinden dolayı davranışları olumlu yönden etkiler ve anne ile bebeğin ruh sağlıklarının korunmasında yardımcı olur, yetişkinlik dönemi için obezite ve diyabet riskini azaltır. Ayrıca süt birikmesi memede oluşabilecek komplikasyonları önler. Bazı araştırmalar emziren kadınlarda meme kanserinin, emzirmeyen annelerden daha düşük oranda görüldüğünü belirtmektedir.

Emzirme ve anne sütünün bebek beslenmesindeki önemini doğru bir şekilde öğrenmek annenin ve bebeğin sağlığı için çok değerlidir.